Serkan Soyalan yazdı: Kadıköy’ün Boğası
Yolu İstanbul’a düşüp de Kadıköy’e uğramayan, Kadıköy’e gitmişken de Boğa Heykeli’ni ziyaret etmeyen yoktur. Hatta Kadıköy’de buluşmaların da adresi, nişanıdır bu heykel.
Ne zaman Kadıköy’e gitsem bu heykelin önünde fotoğraf çektirmek için sırasını bekleyen kalabalıkları görürüm.
Bugün Altıyol bölgesinde yer alan ve bir erkek sığırı tasvir eden bronz heykelin yolculuğuna bakacağız.
Günümüzde Kadıköy’ün simgesi haline gelen heykel, 1864 yılında Fransız heykeltıraş Isidore Jules Bonheur tarafından yapılmıştır.
Heykel, Isidore Jules Bonheur tarafından alçı kalıptan maça hazırlanarak Thiebaut dökümhanesinde tunç döküm olarak üretilmiştir.
Bu boğaya kimisi “Dövüşen Boğa”, kimisi ise “Tokuşan Boğa” diyor, İngilizce yayınlarda da “Charging Bull” olarak geçiyor.
Heykelin İstanbul'a nasıl geldiği noktasında farklı rivayetler vardır.
Bir iddiaya göre eser 1865 yılında Paris'te sergilenmiş, 1867 yılında Avrupa seyahati esnasında Paris Evrensel Sergisi'ni ziyaret eden Osmanlı padişahı Abdülaziz'in ilgisini çekmişti. Abdülaziz, bu ziyareti sırasında at, geyik, aslan gibi hayvan heykellerinin yanı sıra iki adet de boğa heykeli içeren 24 parçalık bir koleksiyon sipariş etmiştir. Bu koleksiyondaki heykeller önce Beylerbeyi Sarayı'nın, bir bölümü ise daha sonra Yıldız Şale Köşkü bahçesinde yer almışlardır.
Bir başka iddiaya göre ise heykel ilk olarak Fransa'dan Alman İmparatorluğu tarafından savaş ganimeti olarak alınmış, daha sonra ise Alman-Osmanlı ittifakına atfen Enver Paşa'ya hediye edilmiş; biri Yıldız Sarayı'na diğeri ise Beylerbeyi Sarayı'na yerleştirilmiş iki heykelden birisidir. Ancak Kaiser II. Wilhelm'in ziyareti sırasında
bu türlü bir hediye getirdiği kayıtlara bulunmadığı için bu iddia daha zayıf kabul edilir.
Burada bir detay bilgi daha verecek olursak, heykel Fransız heykeltıraş tarafından yapıldıktan sonra o zaman Fransa’nın elinde olan Alsac Lorraine bölgesinin Alman sınırına yakın bir yere, onlara bir meydan okuma anıtı olarak dikilmiş. 1870 yılında Almanlar Alsac Loraine’i Fransızlardan geri alınca, şansölye Bismark heykeli alıp Berlin’e getirmiş. 1910’lu yıllarda Yıldız Şale Köşkü’nden taşınan heykel, ilk önce Enver Paşa’nın eşine
ait olan Bilezikçi Çiftliği’ne yerleştirilmiştir. Enver Paşa’nın yurdu terk etmesinden sonra koleksiyondaki heykeller Ahmed Muhtar Paşa tarafından çiftlikle birlikte satın alınmıştır.
Ahmet Muhtar Paşa aldığı heykellerin kimisini Feneryolu'ndaki köşküne, kimisini de Moda'daki Dimitri Veldemi Köşkü bahçesine yerleştirmiştir. Boğa heykelinin Bilezikçi Çiftliği'nden sonraki durakları tam olarak bilinmez.
Heykel, 1940'lı yıllarda Kadıköy ilçesi merkezinde yer alan Eski İskele'nin karşısındaki Kaymakamlık Binası ile Sokoni Vakum Oyl Benzin İstasyonu arasındaki noktasına konulmuştur.
1949 yılında ise Spor ve Sergi Sarayı önüne yerleştirilen heykel, 1969 yılı sonrasında tekrar Kadıköy Kaymakamlık Binası yanındaki önceki yerine taşınmış ve 1980'li yıllarda kopyası çıkarılmak üzere kalıbı alınmıştır. Böylece heykelin bir eşi de Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde bulunmaktadır. 1987 yılında ise boğa heykeli Kadıköy Kaymakamlığı önünden Altıyol'a taşınmıştır.
Bonheur aynı heykelden birden fazla üretmiş olup, bu heykelin İngiltere'de, Belçika'nın Anderlecht şehrinde, İspanya'nın El Puerto de Santa Maria şehrinde ve ABD'nin Rhode Island eyaletinde birer eşi mevcuttur. Sanatçı, söz konusu heykelin biblo büyüklüğünde kopyalarını da üretmiş ve satmıştır.
Bu arada döğüşen ve diklenen boğaların Amerika’da yaşayan tıpatıp benzer ikiz kardeşleri de var.
Amerikalı zengin Samuel Pomeray Colt 1913 yılında bu boğaları Fransa’dan satın alarak Rhode Island’ın Bristol kentindeki malikanesinin girişine koydurmuş. Bugün Colt Eyalat Parkı adı ile işlev gören parkın girişindeki kaidelerin Fransız Kralı XV Louis’in Versay Sarayı arazisindeki Petit Trianon şatosu girişindeki sütunlardan ilham olarak yapıldığı tahmin ediliyor. Kaidelerin üzerine boğaların adları da kazınmış. Buna göre Türkiye’deki döğüşen ve diklenen boğaların ikizlerinin adları: Conrad ve Pomeroy.