TDP’den emirname açıklaması Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) yaptığı açıklamada “Gazimağusa, İskele, Yeniboğaziçi Bölgesi Geçiş Süreci 2 Emirnamesi’nin” yürürlükten kaldırılma çabasının ne anlama geldiğini iyi değerlendirmemiz gerektiğini vurguladı. Açıklama şöyle: Ünal Üstel Hükümeti’nin “Gazimağusa, İskele, Yeniboğaziçi Bölgesi Geçiş Süreci 2 Emirnamesi’nin” yürürlükten kaldırılma çabasının ne anlama geldiğini iyi değerlendirmemiz gerekmektedir. Gazimağusa İskele Yeniboğaziçi Bölgesi İmar planının yürürlüğe girmesi gerekirken, bu konuda hiçbir çalışma yürütmeyen hükümet, belli kesimlerin baskıları ile imar planı hazırlamak yerine, gayri yasal olarak emirnameyi ortadan kaldırarak, bölgede geri dönülemez zararlara yol açmaya çalışmıştır. Konusunda uzman onlarca kişinin emekleri ile hazırlanan “Gazimağusa, İskele, Yeniboğaziçi Bölgesi İmar Planı”nı eski başbakan Ersan Saner’in keyfi değişiklik talepleri ile çıkmaza sokan hükümetler, Birleşik Kurul tarafından onaylanan İmar Planı ters yüz ederek 2021 yılında yürürlüğe koymaya çalışmış, yine Şehir Plancıları Odasının açmış olduğu dava ile Yüksek İdare Mahkemesi (YİM) tarafından planın yetkisiz (Kamu görevlisi olmayan ve maaşları Müteahhitler Birliği tarafından ödenen kişilerle yapıldığı) ve usulsüz (İmar Yasası’nın ve İyi İdare Yasası’nın Katılım İlkeleri yerine getirilmemiştir) yapıldığı tescil edilerek ikinci kez kesin Ara Emri alınmıştır. Bugüne kadar gelinen tüm süreçlerde yasaları çiğnemek adına tüm yolları deneyen hükümet yetkilileri, bu kez de azınlıklı bir grubun kişisel çıkarları uğruna tüm bölgeyi geri telafisi mümkün olmayan bir zarara sokarak kaosa sürüklemeyi göze almışlardır. Yapılan uygulamanın hiçbir bilimsel ve hukuksal gerekçesi bulunmamakla birlikte açık bir şekilde Şehir Planlama Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasası’nda belirtilen “Dairenin Kuruluş Amaçları”, “Dairenin Görevlerine” , ‘’İmar Yasası’na ve elbette İyi İdare Yasası’nın 5’inci maddesi olan “Hukuka Uygun Davranma Yükümlülüğü” maddesine de aykırı hareket edilmektedir. Hükümet bu hukuk tanımaz adımlarına devam ettikçe, her şart ve koşulda karşısında yargıyı bulacaktır. Yangından mal kaçırır gibi ayrıcalıklı zümrelere “hak elde etme” peşinde koşan hükümet edenlerin, toplumun sağlıklı çevre ve sağlıklı kentlerde yaşama hakkını ‘’yok saymaya’’ devam etmesi kabul edilebilir değildir. Çevresel, sosyal, ekonomik ve altyapısal sürdürülebilirlik imar planlarının olmazsa olmazıdır. Bu faktörlerin ve ilgili paydaşların tamamının hemfikir olmadığı bir plan veya emirname, ilgili şehri kaosa ve yok olmaya sürükleyecektir. Sırada denizlerimizi, sahillerimizi ve çevreyi talan eden bir imar değişiklik yasası olabilir. Toplumun her bir üyesinin bir an önce bu konuda farkındalık sahibi olması ve bu farkındalığı yayma çabasında ortak olması şart. Sadece geleceğimiz değil, çocuklarımızın da geleceklerini ellerinden almaya çalışıyorlar. Şehir Plancılar Odası ve avukatlarını bu başarılarından dolayı kutlar toplumu bu mücadeleye ortak olmaya çağırırız.