MANŞET

Tatar: Verdiğiniz sözleri yerine getirin

Yeni ve milli siyaset Annan Planı, geçmişte ve tarihin tozlu raflarında kalırken, Anavatan Türkiye ile birlikte belirlenen ve halkımızın büyük çoğunluğu tarafından desteklenen yeni ve milli siyasetten geri adım atılmayacak ve bu yolda azim ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.” Sözleri hatırlatmakta yarar var Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Annan Planı referandumunun her yıl dönümünde olduğu gibi bu yıl dönümünde de BM, AB ve ABD tarafından Kıbrıs Türk halkına verilen ve yerine getirilmeyen sözleri bir kez daha hatırlatmakta büyük yarar olduğuna vurgu yaptı. Referandum sürecinde “Rumların hayır, Türklerin evet demesi durumunda izolasyonların kalkacağı, doğrudan ticaretin yapılacağı” sözleri verildiğini ifade eden Tatar, şöyle devam etti: “Dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan, ‘Kıbrıs Türk halkı evet derse kazançlı çıkacak’ derken, Annan’ın özel temsilcisi De Soto ise ‘Kıbrıs Türk tarafı evet derse Kıbrıs Türklerine uygulanan tecridinin sona ereceği’ sözünü vermişti. AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Verheugen de ‘Rumlar olumsuz bir tavır içerisine girerse uluslararası baskı görecek. Referandumda Türklerden evet, Rumlardan hayır çıkması halinde Kuzey Kıbrıs’taki insanların cezalandırılmaması için yeni girişimlerde bulunarak ekonomik izolasyona son verilmesi için çaba sarf edilecektir’ sözünü veriyordu. ABD Dışişleri Bakanı Powell, ‘referandumda Rum tarafı hayır, Türk tarafı evet derse izolasyonların kaldırılacağı’, ABD Dışişleri Bakanlığı Özel Koordinatörü Weston, ‘Rum tarafı referandumda hayır derse Kıbrıs siyasetlerini gözden geçirecekleri’ ve ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Boucher ise ‘kuzeyde evet, güneyde hayır çıkarsa Kıbrıs Türklerinin açıkta ve soğukta bırakılmayacağı’ sözünü vermişti. Aradan geçen 19 yıla rağmen verilen bu sözler yerine getirilmezken, referandumda verilen sözleri her yıl dönümünde gündeme getirip gerçek yüzlerini göstermeye devam edeceğiz. Yeni oyunlara, boş sözler ile vaatlere karşı halkımızın dikkatli ve uyanık olmasını sağlamak görevimdir, bu görevi de yerine getirmeye devam edeceğim. BM, AB ve ABD’ye çağrım, Kıbrıs’ta çözümsüzlüğe oynayan ve bütün müzakere süreçlerini dinamitleyen Rum-Yunan ikilisini desteklemekten vazgeçmeleri ve 24 Nisan 2004 referandum sürecinde Kıbrıs Türk halkına vermiş oldukları sözleri yerine getirmeleridir.”